Ana Sayfa Politika 19 Mayıs 2021 406 Görüntüleme

Genel Başkan Gültekin Uysal, “Esnaf Kirasını Ödeyecek Parayı Bulmayı Geçmiş, Evine Götüreceği Ekmeğin Derdine Düşmüştür”

Geçtiğimiz yıl Mart ayında ülkemizde de ortaya çıkan ve tüm Dünya’yı derin bir sağlık sorununa hapseden, bununla da yetinmeyip sosyolojik ve ekonomik sorunların mecrasını ve cüssesini değiştiren salgın, ülkemizde de ekonomik olarak onmaz yaralar açmıştır.
Yıllardır çok uluslu ve zincir işletmelerin karşısında, girdi maliyetleri, vergi ve harç yükü altında zaten ezilen esnafa, çiftçiye, zanaatkara bir de salgınla birlikte alınan adaletsiz ve “izandan yoksun” tedbirler adeta “canın çıksın” demiştir.
Türkiye’de her satıhta yaşadığımız adaletsizliğin ayyuka çıktığı an işte bu andır.
Özellikle esnafın geçmişte “bayram” edebildiği ama son yıllarda ancak rahat uyumaya yetecek kadar iş yapabildiği, siftah edebildiği Ramazan bayramını da kapsayacak şekilde on yedi gün süren “kapanma” yürümekte zorlanan esnafa çelme takmaktır.
Esnafın sesi, hatta artık ağıta dönen çığlığı AKP yönetimi tarafından cılız da olsa duyulmuş, esnafın derdinin temayülleri etkilediği görülmüş olacak ki, yasak savma kabilinde bir paket açıklanmak zorunda kalınmıştır.
Ancak, ilkokul seviyesinde bir cebir bilgisi bile bu paketin esnafın derdine derman olmayacağını gösterecek hesabı yapmaya yetecektir.
Bir senedir, göz boyama kabilinde düşürülen vergiler ve tahsilinden vazgeçilen cüzi harçlar, borcunu katmerleyecek krediler dışında ancak “harçlık” olabilecek, çoğunun sadece tek bir faturasını karşılayabilecek yardımlar, iktidarın sadece milletin milyonlarını değil eser miktarda kalmış vicdanını da kaybettiğini gözler önüne sermiştir.
Esnaf kirasını ödeyecek parayı bulmayı geçmiş, evine götüreceği ekmeğin derdine düşmüştür. Bu zaman zarfında ise AKP iktidarı, utanmadan bakanlık yaptığı kuruma fahiş fiyatta ürün satan bir bakanını “ak”lama, kazancını garanti ettiği 3-5 iş adamının haracını yatırma, gündem değiştirip yaptıkları vicdansızlığı örtme derdine düşmüştür.
Saraylarda gününü gün eden, kongrelerde yasak bilmeyen, derdi olanı dinlemeyen AKP iktidarının “destek” diye sunduğu meblağ, bir esnafın ancak bir faturasını, belki bir kirasını öder.
Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) verilerine göre, 2021’in ilk çeyreğinde salgın önlemleri nedeniyle gelirini kaybeden ve bu yüzden kapısına kilit vuran esnaf sayısı geçen yıla göre yüzde 11 artmıştır. Buna göre 29 bin 37 esnaf, ilk çeyrekte faaliyetlerine son veriştir.

Aynı dönemde icra dairelerine günlük gelen icra ve iflas dosya sayısı da 1100’e ulaşmış, KOBİ kredileri ise 2021’in ilk çeyreğinde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 33 arttı ve 879 milyar liraya yükselmiştir.

Daha da acısı onlarca esnaf, borçlu vatandaş yaşamına son vermiştir.
Tüm bunlar olurken AKP Genel Başkanı Erdoğan vatandaştan helallik istemektedir. Ancak helalleşmeden önce hesaplaşmak gerekir.
Demokratik usullerde hesaplaşmanın yolu bellidir. Lakin öncesinde bir hukuk devletinde olması gereken iktidarın şeffaf biçimde hesap vermesidir.

Bugün içinde bulunduğumuz halin sebebi hesap verme mükellefiyetine sahip iktidarın hesap vermeyi keyfiyete tabi tutmasıdır.

Daha da acısı iktidarın kendi içinde hesap sorma anlayışı yalnızca tenzili rütbeden, bulunulan makamdan alınmaktan ibarettir.
Son göstergesi ise “yolsuzluklar kraliçesi” Ruhsar Pekcan’ın görevden alınmasıdır.
Ancak daha dün TBMM’de “yolsuzluklar araştırılsın” denilerek teklif edilen araştırma komisyonu kurulması önergesi AKP ve MHP grubunun “ret” oyu ile kabul edilmemiştir.

Helallik isteyen AKP hesaplaşmak isteyen Millete “hayır” demektedir.

Milletimiz, devlet olmanın, hükümet olmanın gereği ve Anayasa’nın “sosyal devlet” ilkesinin emri ile millete hizmet edenlerin, örneğin Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün, şehit başbakanımız Menderes’in, 8 Cumhurbaşkanımız Özal’ın, 9. Cumhurbaşkanımız Demirel’in (iktidarın yağmasından kurtulmuş bulunan) yatırımlarını kullanırken “helal olsun” demektedir.

AKP Genel Başkanı Erdoğan eğer “helalleşelim” çağrısına milletimizin ne dediğini duymak istiyorsa nefsini çiğneyip esnafın arasına çıkmalı, imkanı varsa yandaşların cebine “dövizlerle köprü” vazifesi gören yatırımları(?) kullanan vatandaşın “haraç” gibi ücreti öderken içinden neler geçirdiğini duymalıdır.

Esnafa destek verilmemesinin nedeni, devletin kasasının esnafınkinden farklı olmamasındandır da.

“İtibardan tasarruf olmaz” diyerek şan şatafata kapılan, tek bir alyansla geldiklerini unutan, bir lokma bir hırka edebiyatı ile çevresinin lokmasını eksik tutmayan bu iktidar anlayışı devleti borca, esnafı, çiftçiyi çaresizliğe mahkum etmiştir.

Salgının denetim altında tutulması gerekiyorsa amenna; ancak öncesinde yapılması gereken devlet için “tam tasarruf”tur.

Devlet tam tasarruf edecek, harcadığının hesabını verecek, soyana hesabını soracak, esnafa, millete yara saracak şekilde destek verecektir, vermelidir.

Bunun için de en başından beridir dile getirdiğimiz biçimde hane halkı gelirine doğrudan destek verilmelidir.

Unutulmaması gereken, ülkemizde ekonominin taşıyıcı kolonları, türlü sarsıntılara, darbelere, bu beceriksiz yönetim anlayışına karşın direnen, çarkları döndüren esnaftır, çiftçidir.

Zaten harap ettiğiniz ülke ekonomisinin hepten yerle yeksan olmaması için esnafa önce kulak verin, sonra destek!

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Hazır Site apk Uzman Tescil